Mustafa Suphi Anısına

Tam 103 yıl önce, azgın Karadeniz sularında, 28-29 Ocak gecesi, 15 kişi akıbetlerinden habersiz yolculuk etmekteydiler. Onlar emperyalist devletlerin, işgal ettikleri yurtlarında savaşmak için dönmüşlerdi. Ankara’ya ulaşmak istiyor, kurtuluş mücadelesi vermek istiyorlardı. Fakat bu istekleri Karadeniz açıklarında katliamla boğuldu. Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Kâzım Ali, Bahaeddin, Emin Şefik, Cemil Nazmi, Kâzım Hulusi, Halitoğlu Mehmet, İsmail Hakkı (Topçu), Hayreddin, Mehmet Ali, Dr. İsmail Hakkı, Maksut, Mustafaoğlu Mehmet ve Çitoğlu Nazmi İsmail katledildiler!

10 Eylül 1920, Türkiye Komünist Fırkası kurulur. Kuruluşun hemen ardından ülkeye dönüş planları başlamıştır. Anadolu’ya dönmek ve ülkenin kurtuluşunda öncü rol almanın gerekliliği hissedilir. Partinin ülkeye bakışı iyimser ve devrimci olmakla beraber, ‘’ milli mücadeleye destek veren burjuva unsurlar, çıkarları öyle gerektirdiği için emperyalizmle iş birliği yaparsa yeni proletarya, komünistlerin çalışmaları sonucunda kendi göbeğini kesebilecek bir sınıf bilincine kavuşacak potansiyele sahipti.’’

Ankara’dan gönderilen raporlar ise bu iyimser havayı yansıtmıyordu. Tüccar, din adamı ve bürokratlardan oluşan Milli Mücadele’nin üst sınıf destekçileri arasında komünizm düşmanlığı da yerleşmeye başlamıştı.

Partinin önderleri sert bir mücadeleye girişeceklerinin bilincindeydi, devrimci mücadele adına gözlerini ülkede oluşan olanaklara dikmişlerdi. Bolşeviklerin Anadolu’ya desteği, komünistlere karşı sempatiyi artırmıştı.

Burada Falih Rıfkı Atay’dan alıntı, milli mücadele önderlerinin de Ekim Devrimine nereden baktıklarını göstermektedir. Falih Rıfkı Atay, Çankaya kitabında Mondros Mütarekesi dönemini şöyle yazmaktadır: ‘’Bir müddet sonra limanda düşman donanmasını ve şehirde Hristiyan nümayişlerini nasıl görüp katlanabileceğimizi elimizle kalbimizi sıkarak düşünüyorduk.

Gerçi daha beteri olduğunu da hatırlamıyorduk. Ya Çar Rusya’sı 1917’de yıkılmamış olsaydı? Müttefiklerle aralarındaki anlaşmaya göre, İstanbul, Sakarya kıyılarına kadar Rusların mülkü olacaktı. 1918’in o haftalarında Rus orduları kumandanı, Çar Nikola’yı Dolmabahçe Sarayı’nın rıhtımında karşılayacaktı. Daha neye uğradığını bilmeden, doğudan güneye doğru, Adana’ya kadar uzayan bir Ermenistan kurulacaktı. Lenin, çarlığı devirdiği sırada, Rus ordularının nerede ise Sivas kapılarına dayanmış olduğunu unutuyorduk’’

Kitabın başka yerinde ise şöyle demektedir: ‘’ Eğer Lenin çarlığı yıkmasaydı ve Rusya zafer gününe erişseydi, İstanbul Rus olacaktı. İnsanın acaba bir İstanbul köşesine Lenin’in büstünü koysak mı diyeceği gelir.’’

Ekim Devrimi olmasaydı, Milli Mücadelenin zaferi çok zor olurdu. İşte Mustafa Suphi de buradan bakıyor. Ülkenin koşullarına devrimci bir müdahalenin önemini vurguluyordu.

Bugünden bakıldığında, Mustafa Suphi önderliğindeki bu bakış açının, bugün daha güncel olduğunu görüyoruz. Katledilenleri anmak ancak örgütlenmek ve devrimci iddia ile olur. Ve bir kez daha on beşler için!

Onbeşler İçin

Yangınlara fazla bakan gözler yaşarmaz

Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz

Dövüşenler ölenlerin tutmaz yasını

Yine fakat bir yıldırım zulmeti yırtsa

Sağır göğün koynundaki çanı haykırtsa

Anıyoruz göğsünüzün son sayhasını

Eski cihan yeni cihan önünde eğil!

Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil,

Her ne yapsan varacağız emelimize!

Karadeniz bunu duysun derinliklerin:

O ateşli göğüsleri delen hançerin

Kabzasını alacağız biz elimize!

Nazım Hikmet - VaNu (Batum, 1922)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bedriye Yıldızeli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Gökhan Onater - Enver Paşa, eşine yazdığı mektupta Mustafa Suphilerin öldürülmesine kendisine bağlı ittihatçıların neden olduğunu, buna sevindiğini yazmıştır. Mustafa Suphi'nin Kurtuluş Savaşımıza destek olarak getirdiği altınlar da Enver Paşaya bağlı kahya Yahya tarafından iç edilmiştir. Cinayetin sorumlusu Kemalistler olamaz. Aynı dönemde 1. İnönü savaşı, mecliste M.Kemal'e yetki verilmemesi için türlü ayak oyunları var. M.Kemal telgraf çekerek Mustafa Suphilerin durumunu sorduğunda cinayet çoktan işlenmiş...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 23:23
01

Vasfi Nadir Tekin - Güzel bir yazı olmuş. Eline ve yüreğine sağlık. Mustafa Suphi'lerin katledilmesiyle ilgili gerçeği görmeyen veya görmezden gelen hiçbir siyasi parti, örgüt veya grubun Türkiye'nin bugünü ve geleceğiyle ilgili bir söz söylemeye hakkı yoktur. Söylese bile bir anlamı olmayacaktır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 19:16