Sol'suz Seçim Olur Mu?

Geçtiğimiz aylardan beridir seçime giden Türkiye’de şu aralar sadece iktidarda değil muhalif cenahta da alakalı alakasız bir antikomünizm patlaması yaşıyoruz. Bu ne ilkti ne de solun güçlenmediği bir senaryoda son olacak maalesef. Cumhuriyetin solu, cumhuriyet daha kurulmadan devre dışı bırakılmıştı bile. Cumhuriyet tarihimizin en büyük sorunu da bu olmuştu zaten; işçi sınıfıyla olan mücadelesi ve komünizm korkusu.

Geçtiğimiz 14 Mayıs seçimlerini hatırlayacaksınızdır. Solun önce ekonomik kriz ve ardından da depremle birlikte Türkiye’nin siyaset sahnesindeki görünürlüğünün artması, sol siyasetin özneleşme yolunda kat ettiği hızlı mesafe birtakım kişileri alarma geçirmiş ve hızla karşı propaganda yapmaya başlamışlardı. Halkın yardımına yalnızca ülkenin devrimcilerinin koştuğu o zamanlarda eşitlik, dayanışma gibi sola ait değerlere halkın yüzünü dönmesi çok doğal bir sonuçtu. Toplumda umut tohumları yeniden yeşermeye başlamıştı. Lakin bu yine uzun süreli olmadı. Her seçim yenilgisinde olduğu gibi toplumun muhalif kesimlerini daha da umutsuzlaştı, yılgınlaştı, apolitikleştiler.  Kendi iç dünyalarına çekildiler ve ülkeyle bağlarını kopardılar.

Yeni bir seçim dönemine girerken yine yeni yeniden ülke soluna karşı kara propaganda yapmaya başladılar. Fatih Portakal’ın da yaptığı budur. Sol uzun yıllar sonra Türkiye’de düzenin radarına potansiyel bir tehdit olarak yeniden girmiş durumdadır, düzen siyasetçileri de iktidarda ya da muhalefette olsunlar solun hayaletinin Türkiye’nin üzerinde gezinmeye başladığının farkındadırlar ve bu da bilinçli ya da bilinçsiz olarak dillerine, konuşmalarına yansımaktadır.

Ne şartlar ne iktidar ne kurallar ne de muhalefet değişti ülkede. Ama yerel seçimde AKP belediyelerin çoğunluğunu alırsa hayat yeniden bitmiş demektir. Dünya’nın sonunun gelmemesi bu seçime bağlıdır bu nedenle oy moy bölmemelidir Türkiye solu. Ona gösterilen bölgede ne yaparsa yapabilir ama onların “çöplüklerine” girmeye hakkı yoktur. Maçoğlu örneği tam da buraya oturuyor. Bugün sorulan asıl soru “burası bizim çöplüğümüz, sizin ne işiniz var buralarda” sorusu ve buna eşlik eden “oyları bölüyorsunuz” serzenişidir. Son zamanlarda dalga geçer havayla sola, sosyalistlere “niye Kadıköy” diye soranların derdi solun, sosyalistlerin güçlenmesi falan değil ortada iddialı bir isim gördüklerinde hızla konfor alanlarını korumak istemeleri, korku ve panikle “oylar bölünecek” dalgasına kapılmalarıdır.

Türkiye’de düzen, toplumun bugünden ilk işaretleri gelmeye başlayan yüzünü sola dönme eğilimini daha baştan etkisizleştirmek, soğurmak, düzen içine akıtmak istiyor. Düzen dışı bir alternatifi “oyları bölüyorsunuz” diyerek daha doğmadan boğmak, bu alternatifi yaratmaya çalışanları da hiç utanıp sıkılmadan AKP’ye çalışmakla itham edenlere inat; geniş kitlelerle buluşmak, toplumsallaşmak ve kolektif bir akla ve güce dönüştürmek ise biz sosyalistlerin işidir. Bunu da ancak bağımsız bir sol siyaset ısrarıyla, bütünlüklü bir ideolojik mücadeleyle mümkün olabilecektir. Solun, sosyalistlerin, devrimcilerin güçlü olmadığı bir Türkiye’de daha da karanlığa gömüleceğiz demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bedriye Yıldızeli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Vasfi Nadir Tekin - Çok yerinde ve zamanında bir yazı olmuş. Sol partiler, sosyal demokratların kuyrukçuluğundan vazgeçip her yerde aday çıkarmalı, Türkiye çapında varlığını hissettirmelidir. Eline ve yüreğine sağlık. Kolay gelsin.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Ocak 18:48