Susurluk devlet çetesini de kuran ‘gizli’ damgalı belge, kağıt hurdacısından çıktı

Devlet içinde oluşturulan Susurluk çetesinin de kuruluşunu sağlayan gizli devlet belgesi bir kağıt hurdacısında bulundu. Psikolojik harekat planı içeren belge, 1993'te Turgut Özal'a sunulmuştu.

Susurluk devlet çetesini de kuran ‘gizli’ damgalı belge, kağıt hurdacısından çıktı
Haber albümü için resme tıklayın

1990'lı yıllarda faili meçhul cinayetlerden uyuşturucu ve silah kaçakçılığına kadar uzanan ve Susurluk'taki bir kaza sonucu ortaya çıkan devlet-siyaset-mafya üçgenine dair 'gizli' ibareli belge bulundu.

1993 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a sunulan "gizli" ibareli 'Psikolojik Etkinlik Çalışma Raporu', kağıt hurdacısında bulundu. İddiaya göre Özal'ın evi satılınca evraklar hurdacıya gitti, bir sahaf da o belgeyi hurdacıdan aldı.

10 Haber'den Masum Gök sahafta gezerken eline geçen bir belgeyi haberleştirdi. Belge, Susurluk devlet çetesinin de kuruluşunu sağlayan, PKK ile mücadele adı altında yürütülecek psikolojik harekata dair ‘gizli’ damgalı bir belge.

Belgede, Gök'ün aktardığına göre, PKK'nin kuruluşu ve PKK'nin eylemleri aktarılarak, nasıl bir mücadele yöntemi uygulanması gerektiği anlatıyor.
Susurluk devlet çetesini de kuran ‘gizli’ damgalı belge, kağıt hurdacısından çıktı

Susurluk devlet çetesini de kuran ‘gizli’ damgalı belge, kağıt hurdacısından çıktı

Gök, bu belgenin sahafın eline nasıl geçtiğini şöyle anlatıyor:

"Bu yılın başında İstanbul Balmumcu’da bir ev satışa çıkarıldı. Evi satan Ahmet Özal’dı; yani bu belgenin sunulduğu Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu. Ahmet Özal konuyla ilgili “Evi kısa bir süre önce sattık. Evde böyle belgeler

Belgenin çıktığı Turgut Özal’ın İstanbul’daki evi. Bir süre önce sattık. Evde böyle belgeler olduğunu bilmiyorum. Çok ilginçmiş” dedi.

Ev kısa süre önce satıldı. Evde bol miktarda kağıt ve kitap vardı. Bunları alsın diye de bir kağıt hurdacısıyla anlaşıldı. İşte sahaf Ahmet beyi arayan kağıt hurdacısı oydu. Turgut Özal’ın bir dönem ofis gibi de kullandığı anlaşılan evden çıkan belgelerin, kitapların neredeyse tamamı Özal’a aitti ve neredeyse hepsi kağıt hamuru olmak üzere hurdacıya gitti. Hurdacının teslim aldığı belgelerden biri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en ilginç dönemlerinden birine kısmen de olsa ışık tutan bu belgeydi işte…"

SUSURLUK ÇETESİ

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde, 3 Kasım 1996'da içinde DYP Milletvekili ve Bucak aşireti reisi Sedat bucak, özel harekatçı polis müdürü Hüseyin Kocadağ, Interpol tarafından aranan ülkücü mafya lideri Abdullah Çatlı ve manken Gonca Us'un bulunduğu Mercedes'e bir kayon çarptı. Bu kaza, Türkiye tarihinde Susurluk çetesi olarak anılacak, devlet-siyaset-mafya arasındaki yasa dış ilişkiler ağının ortaya saçılmasına yol açtı.

Kazadan yaralı olarak kurtulan tek kişi olan Bucak'a ait aracın bagajından çok sayıda ağır silah, sahte pasaport ve kimlik çıktı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Çiller’in kazadan yaklaşık bir ay sonra Çatlı’yı kastederek ‘‘Devlet için kurşun atan da, yiyen de bizim için şereflidir" dedi.

Toplumda şeffaf devlet talebi yükselmeye başladı. Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın hazırlattığı Susurluk Raporu kirli ilişkilerin, 'derin devletin' detaylarını içeriyordu. Susurluk çetesinin faili meçhul cinayetler, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi faaliyetlerde bulunduğu ortaya çıkmıştı.

SUSURLUK DAVASI

Susurluk sonrası ilk büyük dava, İstanbul 6 No’lu DGM’de açıldı. 14 sanık, 'silahlı çete kurmak’ ve ‘aranan kişileri saklamak’ ile suçlanıyordu: Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay ve eski MİT’çi Korkut Eken, Özel Harekat'ta görevli yedi polis (Ayhan Akça, Mustafa Altınok, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Oğuz Yorulmaz), uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz, Bucak'ın özel şoförü Abdülgani Kızılkaya, öldürülen Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın firari ortakları Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir ve Bahçelievler katliamı hükümlüsü, firari Haluk Kırcı.

DGM: EN TEHLİKELİ ÇETE

2001’de DGM, İbrahim Şahin ve Korkut Eken hakkında, ‘çete kurmak ve yönetmek’ suçundan verilebilecek en üst sınır olan altışar yıl hapis cezasına hükmetti. Diğer 12 sanık da ‘çete kurmak’ suçundan dört yıl hapse mahkum edildi. Şahin ve Eken ömür boyu, diğer sanıklar ise üç yıllığına kamu hizmetlerinden menedildi. DGM, gerekçeli kararında yapılanma hakkında ‘'en tehlikeli çete'’ dedi, '’İç ve dış güvenliğin katillere, uyuşturucu kaçakçılarına, kumarhane işletmecilerine emanet edilmesi kabul edilemez bir davranıştır'’ yorumu yaptı.

Yargıtay 8. Dairesi, DGM’nin Susurluk kararını ‘eksik soruşturma’ gerekçesiyle bozdu, fakat Başsavcı Sabih Kanadoğlu'nun ‘'davanın Türkiye’nin temiz toplum özleminin simgesi haline geldiğine'’ işaret eden itiraz başvurusu üzerine 16 Ocak 2002’de DGM’nin kararını onadı. İnfaz yasası gereğince Eken ve Şahin yaklaşık 2 yıl 5 ay, diğer sanıklar da 19 ay hapis yatacaktı.

2003’te Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, bir trafik kazasında ‘hafıza kaybı’ geçirdiği gerekçesiyle Şahin'in 486 günlük hapis cezasını affetti.

AĞAR: TERÖRİSTLERİ BÖCEK İLACIYLA MI TEMİZLEYCEKTİK?

Yargılama başladığında DYP Milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak dokunulmazlıklarından dolayı hakim önüne çıkartılamamıştı. 11 Aralık 1997’de TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla dokunulmazlıkları kaldırılınca ‘silahlı çete kurmak' ve ‘aranan kişileri saklamak’ suçlamalarıyla sanıkların arasına katıldılar. Ağar ayrıca ‘görevi kötüye kullanmak’, Bucak da ruhsatsız silah bulundurmakla suçlanıyordu.

Ağar, DGM'deki ifadesinde '’terörle mücadelede devletin özel yöntemler kullanmasının zorunlu olduğunu'’ savunarak '’Ne yani, teröristleri filitle mi (böcek ilacı) temizleyecektik?’' demişti. İkinci kez milletvekili seçilerek dokunulmazlık kazanan Bucak (DYP) ve Ağar’ın (bağımsız) yargılanmaları 3 Mayıs 1999'da durduruldu.

Bucak'ın yargılanmasına 2002'de vekil seçilemeyince başlanabildi. Bucak İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde çete suçundan beraat etti, diğer suçlardan ise 'Rahşan affı' sayesinde kurtuldu.

Kamuoyunda ‘Rahşan affı’ olarak bilinen, 21 Aralık 2000’de yürürlüğe giren 4616 sayılı ‘23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’ kapsamında Bucak’ın çete dışındaki suçlarının kesin hükme bağlanmadan ertelenmesine karar verilmişti.

Davayı 21 Haziran 2007’de sonuca bağlayan Yargıtay, Bucak’ın Susurluk çetesine üye olduğu ve yardım ettiği gerekçesiyle 1 yıl 15 günlük hapis cezasını onadı. Ancak ceza ertelendiği için Bucak hapse girmedi.

DGM’de 1997’de yargılanma başladığında Bucak için 20 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

AĞAR 1 YIL HAPİS YATTI

Ağar da 2007’de milletvekili seçilemeyince dosyası tekrardan açıldı. Bu yargılama sonucunda 'silahlı örgüt yöneticisi' olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İnfaz yasası gereği 3 yıl 9 ay boyunca hapis yatması gereken Ağar, 2012 Nisan’da girdiği cezaevinde 1 yıl kaldıktan sonra ‘denetimli serbestlik’ çerçevesinde tahliye edildi.

Ağar, 90’larda yaşanan 18 faili meçhul cinayet nedeniyle Kasım 2013’te tekrardan yargılanmaya başlandı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay ve eski MİT’çi Korkut Eken ve Özel Harekat polisleri Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Enver Ulu gibi isimler yargılandı. Davaya konu faili meçhuller arasında Pervin Buldan’ın 1994’te ölü bulunan eşi Savaş Buldan da vardı. Davada zaman aşımı ve beraat kararları verildi. 

22 Nis 2024 - 14:34 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.